Bu yazıyı biraz geç yazıyorum, çünkü araya hayat gailesi girdi.
Furkan, Badgy'yi sanayiye götürdü ve teknik bakımlarını yaptırdı. Bu bakımda Badgy'nin alt tarafının darmaduman olduğu ortaya çıktı. Bu haldeki yavrumuzun eski mesleğine devam edebilmesi tamamen şans eseri gerçekleşmiş. Bize tahminimizden daha tuzluya mal olan bakımlar sonrası sıfır bir altyapıya sahip olan ufaklığı bir test sürüşüne tabi tutmak boynumuzun borcu haline gelmişti.
Biz de Çanakkale'ye bir haftasonu gezisi yapalım dedik. Ve de yaptık.
![]() |
| muazzamlığı fotoğraflandığında vasat görüntülere dönüşen sahneler. gözlerimizin gördüğü içimizi açtı. |
![]() |
| feribot hatırası |
Henüz yapılandırılmamış arka bölüme, hayatta kalma içgüdüleri ve soğuk tahammülleri yüksek bazı yakın arkadaşlarımızı atıp, yola koyulduk. Arka tarafın izolasyonunu henüz yapmadığımız için, iki kısmı birbirinden ayıran panel bize ön tarafta konforlu ve sıcak bir yolculuk yaşatırken; arka tarafta straforlar, halı ve yorganlarla ölmemeyi başaran fakat aşırı üşüyen arkadaşlarımızla Çanakkale'ye ulaştık. Arka tarafın işlerini hallettikten sonra o paneli sökeceğiz.
Çanakkale'de eğlendik ettik, fakat Badgy'ye dair anlatmaya en değer şey, bence naçizane, yaşadığımız off-road deneyimi oldu. En yukarıdaki fotoğrafta görülen sahneye ulaşmak için epey taşlı ve dik bir yokuştan henüz yapılandırılması tamamlanmamış bir Badgy ile inmeyi sanırım çok az kişi başarabilirdi. Furkan'ın sürücülüğünde bunu başarmak görünürde çok kolay oldu. Furkan o sırada kendi iç dünyasında ne yaşadı bilemem ama benim bir yolcu olarak keyfim küreğim çok iyi, güvende ve yerinde idi.
İstanbul'dan Çanakkale'ye gidip de sonrasında dönen, hiç sıkıntı çıkarmayan, bu sırada aşırı taşlı yokuşlardan inen ve geri çıkmayı rahatlıkla başaran Badgy, bu gezimizde rüştünü ispatlamış; dosta güven, düşmana korku salmayı başarmış oldu.
Aileden biri gibisin sanırım Badgy <3
b.












